Mecâzi Sıladan Gerçek Sılaya
Sıla-i Rahim, ilk bakışta çağrıştırdığı manaların çok ötesinde ufuklara işaret eden bir kavram. Baba ocağını, bizi doğuran büyüten toprakları hatırlatırlamamız istenirken, bizi yaratan ve yaşatan Rabbimiz’i, geldiğimiz o ebediyyet yurdunu unutmamamız gerektiği de hatırlatılmış oluyor. Ve bütün insanlık olarak ilk anne-babamıza sılamız nisbetinde aramızdaki sılamız derinlik ve anlam kazanıyor.
Evrende her varlığın karmaşadan kaçıp bir birliğe katılma temayülünde olduğunu sezmekteyiz. Her çokluk kendi birliğini oluşturma sevdasında…
Sıla, türkülerimizde, şiirlerimizde hasret ve hüzün dolu çağrışımlarla bizi gönlümüzden yakalayan bir kavram. Vatan hasretimiz, ana-baba özlemimiz, doğduğumuz büyüdüğümüz toprakların kokusu bazen bu bir tek kelimede gizlenir. Sözlükler sıla için “doğup büyüdüğü yere gidip, ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma” diyor. Sıladan söz ederken, dilimizin ucuna bir başka kavram geliyor: Sıla-i Rahim. Sıla-i rahim, anne-baba ve akrabaları ziyaret vazifesi için kullanılan tanım. Vazife diyoruz, çünkü sıla-i rahim Yüce Yaratıcımız’ın bir emri. Dinimizin, insanı dertleriyle başbaşa yapayalnız kalmaktan koruyan, toplumu bir kalabalıklar yığını olmak yerine, bir aileye dönüştüren hayatî prensiplerinden biri.