Tasavvuf İlminde Nefsin Yeri
Tasavvufun aklî bir ilim olmayıp aksine tecrübî, yani yaşandıkça tadılan ve idrâk edilen bir ilim olması sebebiyle tarifleri de çeşitli olmuştur. Her sûfî, içinde bulunduğu hale göre, tasavvufun tarifini yapmıştır. Bu tanımların iki bini geçtiği söylenmiş olmakla birlikte, mutasavvıfların sayısınca olduğunu savunanlar da olmuştur.
Yapılan bu tanımların çeşitliliği önemli ölçüde tanımı yapan sûfinin o anki mânevi hali ve mertebesiyle ilgili olmasından ileri gelmektedir. Mutasavvıflar güzel ahlâkın zıddı olan kötü huyların ve çirkin davranışların kaynağını nefis olarak görmüşler, bu doğrultuda nefisle yapılacak olan mücâhedenin amacı olan nefsin tezkiyesini ve kalbin hastalıklarından arındırılması olan kalbin tasfiyesini, tasavvufun başlıca konuları olarak ele almışlardır. Eski filozoflar ve ahlâkçılar dahi nefsin üzerindeki hakimiyet doğrultusunda onu itidâl noktasına çekebilmeyi güzel ahlâkın ölçüsü saymışlardır.
Dünyanın tafsiline
Demek ki, insana dünyada iki şey lâzımdır: Biri,