İLTİCÂ DUALARINDAN

İLTİCÂ DUALARINDAN 1 İlim Saati

6- (İlâhî asaytüke bi cehlî ve kadâke, fa’fü annî bi hılmike ve rıdâke, vekşif an kalbî hıcâbe ğafletî hatta erâke, yâ men lâ ta’celü bi ukûbetihî alâ men asâke, vec’al es’ade eyyâmî yevme likâike ve teveffenî, varda annî bi rahmetike, ya Erhamer-Rahimîn, ve’l-hamdü li’llâhi Rabbi’l-Alemîn). Manası: “İlâhi! Cehaletim sebebiyle sana ve hükmüne karşı geldim. Hilmin … Devamını oku

Kelime -i Tevhid’in Fazileti

Kelime -i Tevhid'in Fazileti 3 İlim Saati

Kelime -i Tevhid’in Fazileti

La İlahe İllallah “Allah’tan başka ilah yoktur.” anlamına gelir. Bu cümlenin ifade ettiği mana İslam’ın temel ilkesini oluşturur. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir” (Buhârî, İlim, 33; Rikâk 51) buyurmuştur.

Devamını oku

Dünya Hayatı ve Nefs

Dünya Hayatı ve Nefs 4 İlim Saati

Dünya Hayatı ve Nefs

Rasul-i Ekrem (A.S.) Efendimiz, bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:

“Mümin beş güçlük arasındadır. Karşısındaki mümin olur, kendisine hased eder. Münafık olur, gizli düşmanlık eder. Kâfir olur, kendisiyle savaşır. Şeytan saptırmaya çalışır. Nefsi ise kendisi ile çekişir durur.”

Şeytanın saptırmaya çalışması o derecede olur ki, mümini kâfir etse dahi hıncını, intikamını alamaz. Kâfir ettikten sonra insanın yüzüne tükürür ve “sen benden de aşağı imişsin. Ben Allah’a küfrettim ama inkâr etmedim. Sen Allah’ı inkâr edecek kadar şiddetli küfre girdin.” der.

Devamını oku

Tasavvuf Güzel Ahlâktır

Tasavvuf Güzel Ahlâktır 5 İlim Saati

Tasavvuf Güzel Ahlâktır

Tasavvuf Güzel Ahlâktır 6 İlim SaatiAhlâk Arapça’da “seciye, tabiat, huy” gibi mânâlara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur. İnsanın fiziksel yapısı için halk manevi yapısı olan huyu kastedilince hulk kelimesi kullanılır.

Tasavvuf literatürüne baktığımız da ise birçok mutasavvıfın tasavvufun tanımını ahlâk ile ilişkilendirilmiş oldukları, sûfîlerin yapmış oldukları tanımlardan anlaşılmaktadır. Nitekim ilk dönem zâhid sûfîlerinden Ebû Muhammed-i Cerîrî’nin (ö. 311/923) “Tasavvuf güzel ve ulvî olan her çeşit huyları kazanma girişiminde bulunmak ve çirkin her nevi huylardan da uzaklaşmaya çalışmaktır” tanımından hareketle tasavvufun “huy güzelliği” olarak tarif edildiği görülmektedir.

Devamını oku

Tasavvuf İlminde Nefsin Yeri

Tasavvuf İlminde Nefsin Yeri 7 İlim Saati

Tasavvuf İlminde Nefsin Yeri

Tasavvuf İlminde Nefsin Yeri 8 İlim SaatiTasavvufun aklî bir ilim olmayıp aksine tecrübî, yani yaşandıkça tadılan ve idrâk edilen bir ilim olması sebebiyle tarifleri de çeşitli olmuştur. Her sûfî, içinde bulunduğu hale göre, tasavvufun tarifini yapmıştır. Bu tanımların iki bini geçtiği söylenmiş olmakla birlikte, mutasavvıfların sayısınca olduğunu savunanlar da olmuştur.

Yapılan bu tanımların çeşitliliği önemli ölçüde tanımı yapan sûfinin o anki mânevi hali ve mertebesiyle ilgili olmasından ileri gelmektedir. Mutasavvıflar güzel ahlâkın zıddı olan kötü huyların ve çirkin davranışların kaynağını nefis olarak görmüşler, bu doğrultuda nefisle yapılacak olan mücâhedenin amacı olan nefsin tezkiyesini ve kalbin hastalıklarından arındırılması olan kalbin tasfiyesini, tasavvufun başlıca konuları olarak ele almışlardır. Eski filozoflar ve ahlâkçılar dahi nefsin üzerindeki hakimiyet doğrultusunda onu itidâl noktasına çekebilmeyi güzel ahlâkın ölçüsü saymışlardır.

Devamını oku

×

Ne Aramıştınız?

Aradığınız kelimeyi yazın ve Enter tuşuna basın.