Biz, aynı babanın, Hz. Adem’in çocukları; aynı dine inanan, aynı peygamberin şefaatine sığınan, aynı kitapla aydınlanan ve çağlardır omuz omuza yürüyen Müslümanlar, niçin kardeşlik şuurundan bu kadar uzaktayız?
Kardeşlik… Toplumda ayrılıktan, hoşgörüsüzlük ve kavgadan şikayet edilen her konuşmanın üzerinde odaklandığı kavram. Bayramlarda ve benzeri özel günlerde devlet ileri gelenlerinin, sanatçıların, iş adamlarının mesajlarının ana fikri. Partilerin, sendikaların, derneklerin yetkili ağızlarının temel vurgusu. Cuma vaazlarında, hutbelerde, vaizlerin her vesileyle cemaatine hatırlattığı birlik formülü.
Ne oldu ki, bu kadar gündemde tutulmasına rağmen bir hayal, bir ütopya olarak kalabildi kardeşlik? Bu kadar vurgulanmasına rağmen neden hâlâ hatırlatılma gereği duyuluyor? Acaba kardeşlikten söz edenlerin kendisi mi kardeş değil, kardeşlik adına kurulan cümleler mi ikna edici olmaktan uzak?